LunAtlas - Şimdilik Dünya İçin
Yüz Yüz
Her şey bir rüyayla başladı. O günü diğer günlerden ayıran tek şey; gece gördüğü rüyaydı. Hava aydınlanmamış, kuşların senfonisi henüz başlamamıştı. Koltuğa bıraktı kendini.... Yüz

Her şey bir rüyayla başladı.

O günü diğer günlerden ayıran tek şey; gece gördüğü rüyaydı.

Hava aydınlanmamış, kuşların senfonisi henüz başlamamıştı.

Koltuğa bıraktı kendini. Bir yıldır içinde yaşadığı bu evi sanki ilk defa görüyormuş gibi bakındı etrafına.

Kapısı açık kalmış ahşap kafes hüzünlü görünüyordu. Tozlanmış halı öksürüyor gibiydi. Ve insanın genzini yakan keskin rutubet kokusu… İşte onun bir tarifi yoktu. Bu koku kendisi de dahil olmak üzere evdeki her şeyin özünü temsil ediyordu aslında.

Uyandığından bu yana içini kemiren o malum soruyla odanın içinde volta atmaya başladı.

Kimdi bu kadın?

Bir yüzü yoktu. Sadece gülümsüyor hatta sessizce kahkaha atıyordu.

Düşünmeye başladı.

Rüyasının en son hatırladığı kısmında; kalabalık bir caddede yürüyordu. İnsanların arasına karışmış, havanın soğuğundan ve karanlığından saklanıyordu. Herkesin tanıdık da olsa bir yüzü vardı. Bir ara kendisiyle bile karşılaşmıştı hatta. İnce ve kuru dudakları, mosmor olmuş göz altı halkaları, yorgun ve baygın gözleri, dünyayı algılamaya engel olan çaresizliği… Görmezden gelip yoluna devam etti.

Neden sonra bir kadın çıktı karşısına. Kalabalığın içinde ikisi de birbirlerini fark edip durdular. Kadın yüz’süz bir şekilde gülümsedi, hissetmişti bunu. Bir yerden tanıyor gibiydi ancak tam da çıkartamıyordu. Önce her şeyi mümkün kılabilen bir his belirdi bedeninde. Sonra bir güç yumağının içinde otururken buldu kendisini, yumak kendiliğinden çığ gibi büyümeye başladığında kadın yanındaydı; bileğinden dirseğinin içine kadar baş parmağını yavaşça sürüklüyordu. Elleriyle saçlarına dokundu ve bir oldular.

Uyandığında; rüyadan geriye hem kaygı hem de keyif hissi kalmıştı. Manasız da bir umuda saplanmıştı üstelik. Kadını bir şekilde bir yerde bulabileceği umuduna…

Bütün bunlar aklından geçerken telefon sesiyle irkildi, açıverdi hemen.

‘’Osman, iyi misin?’’

Bu sesi iyi tanıyordu. Yirmi senelik arkadaşı Musa, hayatta olup olmadığını merak ediyordu. Demek ki rutin olarak verdiği ‘’yaşıyorum’’ raporlarından birini unutmuştu.

‘’İyiyim, yeni uyandım. Merak etme.’’

‘’Hayret! Ben de sen daha uyumadan bir arayayım demiştim. Bu saatlerde yatıyorsun ya normalde. Neyse yengen yemekleri hazırladı. Ne zaman uygun olursan getiririm.’’

‘’Musa istersen bugün ben geleyim sizin oraya. Yemeği de dışarıda yiyelim, ne dersin?

Ses kesildi bir anda. Uzun süren sessizlik Musa’nın hıçkırıklarıyla bölündü.

‘’Biliyordum! Bir gün bunu senden duyacağımı biliyordum. Nereye gitmek istersen oraya götüreceğim seni kardeşim.‘’

‘’Önce sahile gidelim,deniz kenarında oturalım biraz. Sonrasını düşünürüz.’’

‘’Aslında ben de Nazlı da hep dua ettik sana, inan ki… Bu senin hastalık neydi adı, agora magora bir şeyler…’’

‘’Agorafobi’’

‘’Neyse işte… Herkese söyledim. Osman sosyal adamdır, atlatır dedim. Gerçi sen de haklısın. Kolay mı be abi! Önce annen sonra baban…’’

Sözleşip telefonu kapattılar.

Osman, dışarı çıkmak için hazırlandı. Heyecanlıydı, korkuyordu fakat bir yandan da hiç olmadığı kadar emindi kendinden. Nihayet yaşamak için bir sebebi vardı artık. Bulacaktı O’nu…

……..

Dışarıya attığım ilk adımda hissetmiştim yasemin kokusunu. Öylece duruyordu karşımda. Elinde küçük bir kutu, içinde yavru bir kedi… Kaybolmuş gibiydiler. Bir yüzü vardı ve nazikçe gülümsüyordu. Bayılacak gibiydim, bana doğru gittikçe yaklaşıyordu.

‘’Merhaba. Nedim Bey’i arıyorum da ben. Veteriner kendisi, bu binada oturuyormuş sanırım. Doğru mu geldim acaba? Biraz acelem var. Çok hasta bu yavru’’ diyerek başıyla gösterdi elindeki kutuyu.

Hiç tereddüt etmedim.

‘’Çok doğru gelmişsiniz, ben de sizi bekliyordum. Buyrun çıkalım yukarı, bakalım nesi varmış?’’

Fatma Bayraktar

Fatma Bayraktar

Hayal kuran bir dünyalı. Edebiyat, sinema, felsefe, spiritüalizm konularının araştırıcısı. Eski bir insan kaynağı, yeni bir içerik ve teknoloji yaratıcısı olma yolunda ilerliyor. Hikayeler anlatıp yazıyor. LunAtlas'ı bilginin kaynağı haline getirmek amacıyla çalışıyor.

  • Avatar

    Phorust

    22 Mayıs 2020 #1 Author

    Merhaba, hikayenizin devamı ne zaman gelecek?

    Cevapla

    • Fatma Bayraktar

      Fatma Bayraktar

      31 Mayıs 2020 #2 Author

      Merhaba, devamı yok ancak yeni hikayeler için beklemede kalın! 🙂
      İlginiz için teşekkürler!

      Cevapla

  • Avatar

    Hale

    31 Mayıs 2020 #3 Author

    👍☺️

    Cevapla

  • Avatar

    Özgür Tırpan

    3 Haziran 2020 #4 Author

    Aklınıza sağlık Fatma Hanım

    Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir